Benign anorektal hastalıklar, anüs ve rektum bölgesinde görülen iyi huylu rahatsızlıklardır. Bu hastalıklar arasında hemoroid (basur), anal fissür, perianal apse, fistül ve pilonidal sinüs gibi durumlar yer alır.
Bu hastalıklar günlük yaşam kalitesini önemli ölçüde etkileyebilir ancak doğru teşhis ve uygun tedavi yöntemleri ile başarılı şekilde tedavi edilebilir. Erken müdahale, komplikasyonları önler ve iyileşme sürecini hızlandırır.
Anal fissürler halk arasındaki adıyla makat çatlakları anüs arka duvarında, coccygys denilen kuyruk sokumu kemiği üzerinde dikine oluşan yırtıklardır. Anüsün bu bölgesi damar, sinir yüzünden çok zengindir. Burada oluşacak bir patoloji veya yapılacak herhangi bir cerrahi girişim şiddetli bir ağrı doğurur. Bunun dışında en içte bulunan anüs kası istemsiz, bunun dışındaki kas istemli olarak çalışır. Gaz-gaita çıkışının kontrolünden sorumludurlar. Anal bölgede oluşan bir spazm burada dışkılama sonrası yırtıkların oluşumuna neden olmaktadır. Özellikle kabızlık durumunda fazla ıkınmak veya tam tersi makatın tahriş olduğu ishal durumlarında bu bölge yırtılır. Spazma bağlı olarak bu bölgedeki kan dolaşımının bozulması yırtığın iyileşme şansını da azaltır.
Hastalarda en belirgin semptom dışkılama sırasında ve sonrasında olan şiddetli ağrı ve yanmadır. Hastalar anal bölgeden küçük cam parçaları çıkarıyormuş gibi bir his olduğunu söylerler. Dışkılama sonrası ağrı 4-5 saat daha sürebilir. Hastalarda bu durum önemli ölçüde iş ve güç kaybına yol açar.
Anal fissürler kendi aralarında akut ve kronik olarak ayrılır. Muayene sırasında bunun sorgulanması gerekir. Hastanın herhangi bir kalın bağırsak sorunu olup olmadığı, dışkılama alışkanlığı, tuvalet durumu, beslenme düzeni, cinsel tercihi sorgulanmalıdır.
Fissürde yapılan LİS ameliyatı sonrası gaz kaçırma, büyük abdest kaçırma olabilir.
Tedavi sonrası önlemlere dikkat edilmezse kabızlık devam ederse nüks olabilir.
Kabız kalmamak için bol su içilmesi, posa bırakan bir diyet, acı ve baharattan uzak durulması gerekir.
Fissür fazla ıkınmaya bağlı olarak anüs derisinde yırtılma sonucu oluşur.
Fissürler kansere dönüşmez, bu konuda tereddüt etmenize gerek yok ancak yaşam kaliteniz açısından en kısa sürede tedavi olmanız gerekir.
Akut anal fissürler tıbbi olarak tedavi edilir. Hastaların kabızlık problemi ortadan kaldırılır bu amaçla posa bırakan bir diyet önerilir. Hastalara sebze yemekleri, kepekli yiyecekler ve bol meyve verilir. Günlük aldığı su miktarı en az 3 litreye çıkarılır. Hastaların baharatları ve özellikle acıdan uzak durması istenir. Sabah akşam 10 dakikalık oturma banyoları verilir. Banyo sonrası anestejik madde içeren pomadlar verilir. Bu tedaviyle düzelmeyen ve yakınmaların 1 ayı geçen hastalarda olay artık kronikleşmiştir.
Kronik vakalarda günümüzde anal spazmı ortadan kaldırmak için botox enjeksiyonları yapılır. 100 ünite botox internal sfinkter içine uygulanır. %90-95 sonuç alınmaktadır.
Kıl dönmesi, tıpta pilonidal sinüs olarak ifade edilmekte olup kuyruk sokumu bölgesine düşen saç, elbise tozu ve cilt kalıntılarının cilt altına giriş yapması ile beraber oluşturdukları bir hastalıktır.
Bu hastalığın iyileşmesi için kolay uygulanabilir ve komplikasyon oranı düşük tedavi yöntemlerinin tercih edilmesi gerekmektedir. Çok sayıda tedavi yöntemi bulunduğundan kişilerin herhangi bir yöntemi tercih etmeden önce detaylıca araştırması gerekmektedir.
Ameliyat olan kişinin, hastalığın tekrar nüksetmemesi (tekrarlamaması) için hijyen kurallarına dikkat etmesi gerekmektedir. Aynı zamanda bu bölgede bulunan kıllar da belli aralıklarla tıraş edilebilir,laser epilasyon yapılabilir.
Her sağlıklı insanın saçından fark edilmiyor olsa da günlük olarak ortalama yüz kadar tel dökülmektedir. Dökülen saçların ise bazıları enseden kuyruk sokumuna düşerek kalmaktadır. Saç telleri bizim bildiğimiz kadar yumuşak ve masum değillerdir. Kuyruk sokumuna dökülen kıllar sivri ve yivli yapılarından dolayı cilde saplanarak, delik açılmasına sebep olurlar ve bu delikten içeri girerler.
Pilonidal sinüs teşhisi ve tedavisi için bir genel cerrahi uzmanına başvurulması gerekmektedir. Günümüzde mikro sinüsektomi yöntemiyle oldukça kolay ve 10 dakika kadar kısa bir sürede mümkündür.
Anal fistül, cilt ile kalın bağırsağın son kısmı arasında iki ucu delik boru şeklinde meydana gelen kanaldır. Perianal fistül ya da makat fistülü olarakta adlandırılır. Bağırsağın son kısmında bulunan dışkı bu borunun iç deliğini de kirletir ve dış delikten sürekli iltihaplı bir akıntı söz konusu olur.
Boru şeklinde ki fistül kanal haline getirilir ya da tamamen çıkarılır. Çıkarılan yol açık bırakılır. Meydana gelen yara 3-4 ay içerisinde kapanır ancak bu kişinin sosyal hayatını olumsuz yönde etkilemez.
Anüste, nemlenmeyi sağlamakta olan 5-6 adet tükürük bezine benzeyen salgı bezi mevcuttur. Dış salgı deliğinin tıkanması söz konusu olduğunda salgı doku içinde birikir ve bu tekrarladığı taktirde apse meydana gelir. Meydana gelen apse başlangıç aşamasında cerrah tarafından tedavi edilmediğinde kendiliğinden patlar. Apse patladığında apse iyileşir ancak bağırsaktan sürekli kirlendiği için kanal oluşur. Makat fistülleri %99 olasılıkla makatta meydana gelen apseler neticesinde görülür. Diğer oluşum nedeni ise seyrekte görülse anüste meydana gelen travmalardır.
Makat kenarında pis kokan akıntı söz konusu ise ve akıntı olan bölgede ciltten hafif kabarık ve kanamaya sebebiyet veren çıkıntı varsa anal fistül olma ihtimali büyüktür. Sürekli tekrarlayan apseler, ağrı, kanama ve kaşıntı da söz konusu olabilir.
Fistül basit (inkomplike) ve karmaşık (komplikle) olmak üzere ikiye ayrılır. Makat kasları ile alakası olan fistül tipi basit yani inkomplikedir. Karmaşık olan tip ise komplikedir. Görülen fistüllerin %90’ı inkomplike olup %99 oranında tedavi başarısı vardır. Tedavi ardından dışkı tutamama olasılığı için yok denilebilir. Ancak karmaşık olarak adlandırılan fistül kendi içinde bir çok çeşide ayrıldığı gibi tekrarlaması söz konusu olabilir. İyileşmeme ihtimali ise %50 oranındadır. Karmaşık fistüller uygun şekilde ve etkin yöntemlerle tedavi edilmezse hastada gaz ve dışkı kaçırma sorunları ortaya çıkabilir.
Hemoroidler, anal kanalda yerleşmiş olan ve her sağlıklı bireyde bulunan damarsal yapılardır; mukoza, düz kas dokusu, elastik bağ dokusu ve kan damarlarından oluşur. Hemoroidin, onu destekleyen bu yapılar ile birlikte, anal kanalın kasılıp kapanarak dışkının ve gazın tutulmasında rol oynadığı düşünülür. Bu damarsal yapıların aşırı büyümesi sarkma,kanama ve ağrıya yol açarak hemoroidal hastalığa neden olur.
Anüs etrafındaki damarlar baskı altında esneyerek şişmeye yatkındır. Hemoroid hastalığı rektumun alt bölgesinde basıncın artmasına bağlı damarların şişmesi ile oluşur. Bunun sebebi ise genellikle dışkılama sırasında zorlanma, tuvalette uzun süre boyunca oturma, kronik ishal ya da kabızlık, aşırı kilo veya obezite, gebelik, liften fakir beslenme şekli ve sürekli ağırlık kaldırmaktır.
Tedavi hastalığın tipine ve evresine göre yapılır. 1 ve 2. Evrede kötü beslenme, tuvalet ve spor alışkanlıkları düzeltilmeli. Lokal ve sistemik bazı ilaçlar alınarak tedavi edilebilir. İkinci evrede cerrahinin yeri daha azdır.
3 ve 4. Evre ile komplikasyonlu hemoroidlerde anestezi altında ameliyatla tedavi edilebilir:
Rektal prolapsus, kalın bağırsağın son kısımları olan rektum ya da rektum ile sigmoid kolonun anal kanaldan dışarı çıkması olarak tanımlanıyor.
Rektal Prolapsus Belirtileri:
Prolapsus’da genellikle klinik muayene ile tanı koyulur. Dışarı doğru bombeleşmiş anüs ve dışarı sarkmış rektum görüntüsü tipiktir, bu görüntü yoksa ancak prolapsusdan şüpheleniliyorsa hastanın ıkındırılarak ya da çömeltilerek muayenesi yapılıyor.
Rektal prolapsusun öncelikli tedavisi cerrahi. Farklı birçok teknikle abdominal ya da perineal yoldan ameliyatlar yapılıyor. Ameliyat öncesi ve sonrasında diyet ve biofeedback yöntemleri de faydalı olabiliyor.
Mansuroğlu mah. 286 sk. No:24 J 3 Blok K:2 D:7 Bayraklı/İzmir
Tüm Hakları Saklıdır © 2025
Bize Yazın!